LEPTİN DİRENCİ / Nazan Uysal Harzadın

| September 16, 2016

Leptin, (tokluk hormonu) büyük oranda yağ dokusundan salgılanan açlık duygusunu yok ederek vücut için gerekli enerjinin yağ depolarından harcanmasını sağlayan, vücudun enerji dengesini düzenleyen bir hormondur. Kan leptin seviyesi gece 24’ te en yüksek seviyededir, sabaha karşı giderek azalır 9:00-12:00 arasında ise en düşük seviyededir; o nedenle sabah 9’ dan itibaren acıkırız. Uygun leptin salgılanması için akşam yemeği ile kahvaltı arasında en az 11-12 Saat olmalı ve akşam yemeği yatmadan en az 3 saat önce yenmelidir. Leptinin bu şekilde gece seviyesinin yükselip, sabah azalması (diürnal salgılanma) salgılanması, iş yapabilmesi için önemlidir. Obezitede bu diürnal salgılanma ritmi bozularak, sürekli yüksek seviyelerde salgılanmaktadır.

Leptin, gece boyunca, melatonin, büyüme hormonu, tiroid ve cinsiyet hormonlarını salgılatarak, bağışıklık sistemini de etkileyerek vücudun onarılmasını sağlayan bir orkestra şefi gibi çalışmaktadır. Leptinin vücudun enerji için depolanmış yağın kullanımını teşvik edebilmesi için dolaşım sistemi içindeki yağın azalması yani öğünler arasında en az 5-6 Saat olması gerekmektedir. Yağ içeriği yüksek bir öğünde bu süre biraz daha fazla olacaktır.

Leptin gün içinde daha enerjik olmamızı sağlar .Uykusuzluk leptin salgılanmasını azaltırken duygusal stresler, obezite, yüksek insülin seviyeleri leptini arttırmaktadır. Yüksek testosteron ve östrojen de leptinin az salgılanmasına neden olmaktadır. Egzersizin kadınlarda leptin seviyesini arttırırken, erkeklerde değiştirmediği hatta azalttığı görülmüştür. Biz de deney hayvanlarında yaptığımız çalışmalarda egzersizin her iki cinsiyette de beyin dokusunda leptin seviyesini arttırdığını, kan leptinini sadece dişilerde arttığını gözledik. Egzersizin asıl etkisi, her iki cinsiyette de leptin reseptörlerini arttırmaktır.

Leptin ve reseptörü, beyin, kan hücreleri, damarlar, pankreas, kaslar ve kalp tarafından sentezlenebilmektedir. Bu nedenle leptin kalp-damar hastalıkları, tansiyon (kan basıncının düzenlenmesi), diyabet ve bağışıklık sistemini ilgilendiren hastalıklar ile ilişkilidir. Pek çok hastalığın vücuttaki inflamasyonun artması ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Leptin inflamasyonu azaltmaktadır, yeterli kan leptin seviyesi, inflamasyonun göstergesi olan kan CRP seviyesini de azaltmaktadır. Kanda CRP artınca leptin seviyesi azalmaktadır.

Obezitede leptin hassasiyeti azalarak yüksek enerji deposuna rağmen artmış bir iştah vardır. Yağ depolarının düzenlenmesinde, kandaki leptin seviyesinin yanı sıra, leptin sinyalini alan beynin iştah merkezindeki leptin reseptörleri de önemlidir. Obezlerde artmış yağ dokusundan fazlaca leptin salgılanmaktadır. Ancak bu artmış leptin beyinde iştah merkezindeki hücrelerdeki leptin algılayıcı reseptörlerin azalmasına neden olmaktadır. Böylece ortamda fazla leptin olmasına rağmen leptinin yağ yakıcı ve iştahı kapatıcı sinyali hücrelere ulaşamamaktadır, bu duruma “leptin direnci”denmektedir. Leptin direncinin beyindeki etkilerine merkezi, vücudun diğer bölgelerindeki etkilerine periferik leptin direnci denmektedir. Normalde periferik ve merkezi leptin direnci bir arada görülmektedir. Beslenmeyle alınan fazla früktoz leptin direnci gelişmesine neden olmaktadır.

Periferik leptin direncinde daha büyük yağ hücreleri oluşur ve daha çok yağ depolanır, kan insülin seviyesi artar (o nedenle leptin direnci insülin direnci ile birlikte görülür), kanda yağlar artar. Leptin direncinin oluşturduğu inflamasyon ile kaslarda erime görülür. Merkezi leptin direncinde ise artmış ve kontrol edilemeyen bir iştah vardır. Özellikle karbonhidratlı besin yeme isteği bulunur.

Son yıllarda leptinin bağırsak-beyin ilişkisini düzenlediği gösterilmiştir. Mideden ve ince bağırsaklardan da leptin sentezlenmektedir. Mideden öğün aralarında salgılanan leptin kan seviyesini etkilemekte, besinlerin sindirimini kontrol etmektedir. İnce bağırsaklardan salgılanan leptin, besinlerin emilimini ince bağırsak geçirgenliğini ve sindirimi kontrol etmektedir.

Leptin direncinin belirtileri: 

• Kilolu veya zayıf olmak. 

• Sürekli stresli olmak.

• Duygusal dalgalanmalar yaşamak.

• Özellikle geceleri karbonhidratlı besinler yeme isteği.

• Artmış iştah.

• Çok yemek, sürekli atıştırmak.

• Kanda trigliserid, kolesterol ve şeker düzeyinin yüksek olması.

• Tiroid problemleri olması.

• Karaciğer yağlanması.

• Yorgunluk

• Allerjiler, besin allerjileri

Kilo vermeye başladığımızda leptin salgısı azalmaktadır. Beynimizde kilomuzu sabit tutmaya yarayan bir ayar merkezi bulunmaktadır. Kilo verince ayar merkezi iştahımızı arttırarak, kilo alınca da iştahı azaltarak kiloyu sabit tutmaya çalışır.  Leptin uzun vadede bu ayar merkezinin ayar noktasını değiştirir. Leptin direnci olanlarda ise bu ayar merkezinin kontrolü bozulur.

Leptin direncini nasıl yok edelim?

1. Tahıllar, şeker ve işlenmiş besinleri beslenmemizden çıkaralım.

2. Omega3 alımını arttıralım (omega 6’ yı azaltalım)

3. Öğünler arasına en az 6 saat koyalım. Özellikler akşam yemeği ile kahvaltı arasına en az 12 saat koyalım.

4. Egzersiz yapalım.

5. Stresi azaltalım, yeterli uyuyalım.

 

Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın

Sağlıklı Yaşıyoruz Yüksek İstişare Kurulu ve Danışma Kurulu Üyesi

Kaynaklar:

(1)  Sáinz N, Barrenetxe J, Moreno-Aliaga MJ, MartínezJA. Leptin resistance and diet-induced obesity: central and peripheral actions of leptin. Metabolism. 2015

Jan;64(1):35-46. 1: Sáinz N, Barrenetxe J, Moreno-Aliaga MJ, Martínez JA. Leptin resistance and diet-induced obesity: central and peripheral actions of leptin. Metabolism. 2015 Jan;64(1):35-46.

(2) Zhou Y, Rui L. Leptin signaling and leptin resistance. Front Med. 2013 Jun;7(2):207-22.

(3) Martin SS, Qasim A, Reilly MP. Leptin resistance: a possible interface of inflammation and metabolism in obesity-related cardiovascular disease. J Am CollCardiol. 2008 Oct 7;52(15):1201-10.

 

kaynak: woto.com

Category: Bilim, Deneme, Köşe Yazıları, Köşe Yazıları, Toplum

Comments are closed.