İNSÜLİN DİRENCİ / Nazan Uysal Harzadın

| September 16, 2016

Pek çok kişinin ortak sorunu: İNSÜLİN DİRENCİ

“Sağlıklı insülin değeri nedir?

12 saat aç kaldıktan sonra alınan kanda insülin değeri 2-5 IU/ml olmalıdır.

İnsülin düzeyinin giderek yükselmeye başlaması, insülin direncinin başladığının önemli bir göstergesidir. Kan insülin değeri 2-5 IU/ml olan kişilerin, sağlıklı ve uzun ömürlü oldukları bildirilmiştir. İnsülin hormonunun 12 saatlik açlık değerlerini bilmek yeterlidir. Ayrıca insülin direnci tanısı koymak amacıyla şeker yüklemesi testi yapılması doğru değildir. Eğer 12 saatlik kan insülin hormon düzeyi normal değer olan 2-5 IU/ml’nin üzerine çıkmaya başlamışsa, tehlike başlamıştır demektir. Hastalara ağızdan verilen 50-75 gr şekerli içecek, zaten yorgun olan gerek karaciğer, gerekse pankreası daha da yoracak, insülin direncinin daha da artmasına neden olacaktır.” (1)

İnsülin yüksekliğinin yağ dokusuna etkisi

Karbonhidrattan zengin beslenme ile kanda artan insülin hormonu hem şekeri hem de birlikte alınan yağı depoya (yağ dokusuna) göndermektedir. Bunu, depoya gönderen enzimin aktivitesini arttırarak yapar. Karbonhidrattan zengin beslenme aynı zamanda yağ dokusundan enerji için depo yağın kullanılmasını da engellemektedir. Bunu da depo yağın kullanılmasını sağlayan enzimin aktivitesini engelleyerek yapar. İnsülin yağ dokusunda bunları yaparken yağ, şeker gibi enerji kaynaklarını kullanan kas dokusunda tam tersi etkilere neden olmaktadır (3).

Karbonhidrattan zengin beslenmenin sonuçları:

İnsülin kandaki yağın kas hücresi içine girmesini sağlayan enzimin çalışmasını engelleyerek hücre içine alınmasına engel olur. Kanda artan fazla yağ ve şeker de trigliseridlere dönüştürülerek vücutta inflamasyona neden olan aracıların oluşmasına yol açar. Böylece kanda yağ miktarı artar. Kanda en çok da trigliserid seviyesi artar. Artan kan yağ seviyesi yağ dokusunda ve yağ dokusu dışında depo yağın artmasına neden olmaktadır.

Yağ dokusu dışındaki bölgelerde yağın artması yani iç organ yağlanması asıl büyük tehlikelerin başlangıcıdır. İç organ yağlanması, metabolik sendrom da denen birçok sistemik hastalığın habercisidir. Yani yağ ile yüksek glisemik indeksli karbonhidratları birlikte yersek ya da çok yağlı yemesek sadece yüksek glisemik indeksli karbonhidrat ağırlıklı beslensek de benzer sonuçlar görülmektedir.

İnsülin ve leptin direncini kıracak duruma nasıl getirebiliriz?

 

İnsülin ve leptin direncini kırmak, yaşam ve beslenme biçimi değişikliği ile mümkündür. Bu yeni yaşam biçimindeki unsurları şöyle sıralayabiliriz:

  • Fizik aktivite

Yapılan bilimsel araştırmalar, insülin ve leptin direncinin ilk etapta hareketsizliğe bağlı olarak bacak adalelerinde başladığını göstermiştir. İnsan vücudunda en büyük kitleyi bacak ve kalça adaleleri oluşturur. Dolayısıyla yakıta en fazla ihtiyacı olan ve bu yakıtı en yoğun düzeyde kullanan dokular, bacak ve kalça adaleleridir. Bu nedenle düzenli olarak (devamlı bir şekilde) fizik aktivite yaparak, bacak ve kalça adalelerinin insülin ve leptin hormonlarına olan hassasiyetlerini geri kazanmak mümkün olmaktadır.

Bacak adalelerinden sonra, karaciğer ve diğer organlarda insülin ve leptin direnci gelişmesi izlenir. Şişman kişilerde karaciğer yağlan- masının oluşması sonucu, göbek etrafında araba tekerleği şeklinde yağların birikmesinin nedeni de budur. İşte bu sebeplerle en başta fizik aktivitemizi artırarak insülin ve leptin direncinin gelişmesini önlemek, bunların sonucu gelişebilecek dejeneratif hastalıkların da önünü almak her zaman mümkündür.” (2)

Egzersizin insülin direncine etkileri:

1. Egzersiz yağ dokuda depolanmış olan yağın kaslar tarafından kullanılmasını sağlar.

2. Egzersiz kasların kandaki şekeri yakıt olarak kullanmasını sağlar.

3. Kandaki şeker normalde kas  hücresine insülin olmadan gidemezken, egzersiz insülin olmadan da şekerin kas hücresine girmesini yani kandan uzaklaştırılmasını sağlar. Böylece kan şekerinin dengelenmesini sağlar.  Ancak egzersizi fazla ve ağır yaparak vücudu zorlarsak (Deli danalar gibi koşarsak-Canan Karatay), bu kez de stres hormonu salgılanmaya başlar, her şey tersine döner.

  • “Düşük glisemik indeksli gıdalar tüketmek

Muntazam bir şekilde fizik aktivite ile birlikte ‘sağlıklı karbonhidrat- ları’ diğer bir deyişle düşük glisemik indeksli (Gİ) gıdaları tüketmeye başladığımızda insülin ve leptin direnci yavaş yavaş kırılacağından kilo vermeye başlarız.

Bununla birlikte yüksek glisemik indeksli yiyecekleri, içecekleri ve işlenmiş bütün gıdaları (glisemik indeksleri yüksektir ve trans yağ içerirler) hayatımızdan çıkardığımızda yağlarımız giderek azalır. Depo yağlarımızın yıkılarak azalması sonucu kilo verirken aynı zamanda dinçleşiriz, yorgunluk ve halsizlik hissetmeyiz, uykularımız da düzene girer. Karaciğerimiz sağlıklı çalışmaya başlayacağı için bütün hormon- larımızla birlikte kan yağlarımız da sağlıklı düzeylere iner. Yükselmiş olan kan basıncımız da normalleşir.

  • Sağlıklı yağları kullanmak

Düşük glisemik indeksli gıdalar tüketirken, sağlıklı yağların da kul- lanılmasıyla insülin ve leptin direncini önlemek ve kırmak daha da kolaylaşacaktır.

Sağlıklı yağların insülin ve leptin direncini kırarak hiperinsülinemik hastalıkları önlediği birçok bilimsel çalışma ile gösterilmiştir.

  • İşlenmiş gıdalardan uzak durmak

Yiyeceklerimizi mümkün olduğu kadar doğal, bütün ve bozulmamış olarak, yani herhangi bir fabrikaya girip çıkmamış ve endüstriyel işlem görmemiş şekilde tüketmek, insülin ve leptin direncini kırmak için son derece önemlidir.

Doğal yiyecek ve içecekler, lifleri parçalanmamış olduğu için düşük glisemik indeksli gıdalardır. Bu önemli özelliklerinin yanı sıra, organ- izmaya zarar veren herhangi bir ilaç, yemek boyası, kimyasal katkı maddesi ya da trans yağ içermezler. Bu nedenlerle sağlıklı beslenme ve yaşam için tercih edilmelerinde sonsuz yararlar bulunmaktadır.” (2)

  • Uyku dengesini sağlamak

Yeterli uyku enerji dengesinin sağlanmasında çok önemlidir. Uykuda salgılanan leptin hormonu sayesinde besin depolanmasının ve açlığın azaldığı, uykusuz kalındığında ise salgılanan stres hormonu kortizol yüzünden iştahın arttığı ve besinlerin depoya daha çok gönderildiği görülmüştür.

Uykusuzluk ayrıca TSH’ yi de olumsuz etkileyerek TSH seviyesinin düşmesine neden olmaktadır. Böylece tiroid bezinin az çalışması sonucu ortaya çıkacak, bu da kilo alımını arttırıcı bir diğer faktör olarak karşımıza çıkacaktır. (4)

  • Stresi azaltmak

Stres halindeyken salgılanan stres hormonu Kortizol besin alımını, iştahı etkilemektedir. Ayrıca kan leptin seviyesini azaltmaktadır.(4)

Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın

Kaynaklar:

(1) https://nutritionut.wordpress.com/2011/05/01/the-hormone-that-cried-wolf/

(2) Karatay, Prof. Dr. Canan, Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık, HayyKitap, 2011.

(3) http://press.endocrine.org/doi/10.1210/edrv.23.2.0461?url_ver=Z39.88-2003&rfr_id=ori:rid:crossref.org&rfr_dat=cr_pub%3dpubmed

(4) http://press.endocrine.org/doi/full/10.1210/jc.2004-1003

 

kaynak: woto.comhttp://woto.com/insulin-direnci

Tags:

Category: Bilim, Deneme, Köşe Yazıları, Köşe Yazıları, Toplum

Comments are closed.