TEKMECİ SALDIRGAN ÜZERİNE / Haluk TEKELİ

| September 22, 2016

HalukTekeli2İlginç zamanlar yaşıyoruz. Şort ile otobüste yolculuk yapan bir kadına “Menzilci” olduğu iddia edilen birisi tekme ile saldırıyor, yakalanıyor, serbest bırakılıyor, sonra kamuoyu baskısı ile yeniden tutuklanıyor.
Kadınların hakkını teslim etmek gerekiyor, başından itibaren susmadılar ve oluşturdukları hegemonya ile saldırgana bedel ödetmeyi başardılar.

Bu olay haklı olarak “yaşam tarzı” ve laiklik tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Yakın geçmişte güneyimizde başarıdan başarıya kafa keserek ilerleyen İŞID çetesi, kadınları girdiği her yerde çarşaf giymeye mecbur kılarken, bizim tarafa da ciddi korku salmıştı. Memlekette hükmedenin “siyasal islam” olması zaten endişeli olan modernleri iyice telaşlandırmıştı. Diyarbakır, Ankara, Suruç patlamaları ile birlikte İŞID çetesinin kendi önünde neyi engel gördüğü çok açık olarak ortaya çıktı.

Bölgemizi ve dünyayı dehşete düşüren bu katil sürüsünü Kürtler durdurdu. Yani bu yanıyla memleket laiklerinin endişelerini gideren Rojava’dan Cerablus’a İŞID’a coğrafyayı dar eden Kürtler oldu. Karşılığında ne oldu. Şehirleri, mahalleleri, sokakları yerle bir edildi, belediyelere kayyım tayin edildi, bütün demokratik talepleri suç sayılmaya başlandı, yanlarında durmaya çalışan barış isteyen akademisyenlere,yazarlara baskı uygulanmaya başlandı, vekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp, hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı.

Önümüzde gerçekte zor görünen ama imkansız olmayan bir süreç var. Bu sürecin aşılması ancak modern yaşam tarzından yana olanlar ile eşit yurttaşlık talepleri ile anayasal güvence isteyenlerin adil ve kalıcı bir barış ortamında beraber yaşayabilmeleri için gerekli ve zorunlu olan demokratik iş ve güç birliği. Bölgemizde yaşananlar göstermiştir ki, laikliğin temel güçlerinden biri kadını özgürleştiren Kürtlerdir. Kürtlerin eşit anayasal, kollektif haklarının kayda geçirilmesi için ise seküler kesimin güçlenmesine ihtiyaç vardır.

Yeni dönem siyasetine toplumsal olarak nefes aldıracak olan başlıca güç bu iki damarın güç ve eylem birliğinden geçecektir. Bu nedenle her iki tarafın da ayağına sıkar pozisyondan çıkmak ve ortak kazanımlarla güçlü bir demokrasi mücadelesi yürütmek için yeniden düşünmesi gerekmez mi? Yeni dönem, ancak bu dönemin gerekliğini kavramış kadrolar ve politikalarla karşılanırsa ümitkar olabilir.

Category: Deneme, Haber, Köşe Yazıları, Köşe Yazıları, Toplum, Yazın

Comments are closed.