OTUZÜÇ KURŞUN – THIRTY-THREE BULLETS / Ahmed ARİF

| June 3, 2015

AhmedArif   1.

Bu dağ Mengene dağıdır

Tanyeri atanda Van’da

Bu dağ Nemrut yavrusudur

Tanyeri atanda Nemruda karşı

Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur

Bir yanın seccade Acem mülküdür

Doruklarda buzulların salkımı

Firari guvercinler su başlarında

Ve karaca sürüsü,

Keklik takımı…

 

Yiğitlik inkar gelinmez

Tek’e – tek döğüşte yenilmediler

Bin yıllardan bu yan, bura uşağı

Gel haberi nerden verek

Turna sürüsü değil bu

Gökte yıldız burcu değil

Otuzüç kurşunlu yürek

Otuzuç kan pınarı

Akmaz,

Göl olmuş bu dağda…

 

2.

Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı

Sırtı alaçakır

Karnı sütbeyaz

Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı

Yüreği ağzında öyle zavallı

Tövbeye getirir insanı

Tenhaydı, tenhaydı vakitler

Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

 

Baktı otuzüçten biri

Karnında açlığın ağır boşluğu

Saç, sakal bir karış

Yakasında bit,

Baktı kolları vurulu,

Cehennem yürekli bir yiğit,

Bir garip tavşana,

Bir gerilere.

 

Düştü nazlı filintası aklına,

Yastığı altında küsmüş,

Düştü, Harran ovasından getirdiği tay

Perçemi mavi boncuklu,

Alnında akıtma

Üç topuğu ak,

Eşkini hovarda, kıvrak,

Doru, seglavi kısrağı.

Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde!

 

Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı,

Böyle arkasında bir soğuk namlu

Bulunmayaydı,

Sığınabilirdi yüceltilere…

Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir,

Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı,

Yanan cıgaranın külünü,

Güneşlerde çatal kıvılcımlanan

Engereğin dilini,

İlk atımda uçuran

Usta elleri…

 

Bu gözler, bir kere bile faka basmadı

Çığ bekleyen boğazların kıyametini

Karlı, yumuşacık hıyanetini

Uçurumların,

Önceden bilen gözleri…

Çaresiz

Vurulacaktı,

Buyruk kesindi,

Gayrı gözlerini kör sürüngenler

Yüreğini leş kuşları yesindi…

 

3.

Vurulmuşum

Dağların kuytuluk bir boğazında

Vakitlerden bir sabah namazında

Yatarım

Kanlı, upuzun…

 

Vurulmuşum

Düşüm, gecelerden kara

Bir hayra yoranım çıkmaz

Canım alırlar ecelsiz

Sığdıramam kitaplara

Şifre buyurmuş bir paşa

Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

 

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki…

 

4.

Ölüm buyruğunu uyguladılar,

Mavi dağ dumanını

ve uyur-uyanık seher yelini

Kanlara buladılar.

Sonra oracıkta tüfek çattılar

Koynumuzu usul-usul yoklayıp

Aradılar.

Didik-didik ettiler

Kirmanşah dokuması al kuşağımı

Tespihimi, tabakamı alıp gittiler

Hepsi de armağandı Acemelinden…

 

Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız

Karşıyaka köyleri, obalarıyla

Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu,

Komşuyuz yaka yakaya

Birbirine karışır tavuklarımız

Bilmezlikten değil,

Fıkaralıktan

Pasaporta ısınmamış içimiz

Budur katlimize sebep suçumuz,

Gayrı eşkiyaya çıkar adımız

Kaçakçıya

Soyguncuya

Hayına…

 

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki…

 

5.

Vurun ulan,

Vurun,

Ben kolay ölmem.

Ocakta küllenmiş közüm,

Karnımda sözüm var

Haldan bilene.

Babam gözlerini verdi Urfa önünde

Üç de kardaşını

Üç nazlı selvi,

Ömrüne doymamış üç dağ parçası.

Burçlardan, tepelerden, minarelerden

Kirve, hısım, dağların çocukları

Fransız Kuşatmasına karşı koyanda

 

Bıyıkları yeni terlemiş daha

Benim küçük dayım Nazif

Yakışıklı,

Hafif,

İyi süvari

Vurun kardaş demiş

Namus günüdür

Ve şaha kaldırmış atını.

 

Kirvem hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki…


 

 

THIRTY-THREE BULLETS / Ahmed ARİF

Translated by Murat-Nemet NEJAT

 

1.

This is the Mengene mountain

When dawn creeps up at the lake Van

This is the child of Nimrod

When dawn creeps up against the Nimrod

One side of you is avalanches, the Caucasian sky

The other side a rug, Persia

At mountain tops glaciers, in bunches

Fugitive pigeons at water-pools

And herds of deer

And partridge flocks…

Their courage cannot be denied

In one-to-one fights they are unbeaten

These thousand years, the servants of this area

Come, how shall we give the news?

This is not a flock of cranes

Nor a constellation in the sky

But a heart with thirty-three bullets

Thirty-three rivers of blood

Not flowing

All calmed to a lake on this mountain

 

2.

A rabbit came up from the foot of the hill

Its back is motley

Its belly milk-white

A mountain rabbit, pregnant, lost up here

Its heart heaved to its mouth, poor thing

It can draw repentance from man.

The hour was solitary, a solitary time

It was faultless, naked dawn

 

One of the thirty-three looked

In his body the heavy void of hunger

Hair and beard all tangled

Lice on his collar

He looked, and his arms were wounded

This lad with hellion heart

Looked once at the rabbit

Then looked behind

 

His delicate carbine came to his mind

Sulking under his pillow

Then came the young mare he brought from the plain of Harran

Her mane blue-beaded

A blaze on her forehead

Three fetlocks white

Her cantering easy and generous

His chesnut mare

How they had flown in front of Hozat!

If he were not now

Helpless and tied like this

The cold barrel of a gun behind him

He could have hidden on these heights

These mountains, the friendly mountains, know your worth

Thank God, my hands will not put me to shame

These hands that can flick off with the first shot

The burning tobacco ash

Or the tongue of the viper

Sparkling in the sun

 

These eyes were not duped even once

By the ravines waiting for avalanches

By the soft, snowy betrayal of cliffs

These knowing eyes

No use

He was going to be shot

The order was final

Now the blind reptiles will devour his eyes

The vultures his heart.

 

3.

In a solitary corner of the mountains

At the hour of morning prayer

I lie

stretched

Long, bloody…

 

I have been shot

My dreams are darker than night

No one can find a good omen in them

My life gone before its time

I cannot put it into words

A pasha sends a codded message

And I am shot, without inquest, without judgment

Kinsman, write my story as it is

Or they might think it a fable

These are not rosy nipples

But a dumdum bullet

Shattered in my mouth…

 

4.

They applied the decree of death

They stained

The half-awakened wind of dawn

And the blue mist of the Nimrod

In blood

They stacked their guns there

Searched us

Feeling our corpses

They took away

My red sash of Kermanshah weave

My prayer beads and tobacco pouch

And left

Those were all gifts to me from friends

All from the Persian lands

 

We are guardians, relatives, tied by blood

We exchange with families

Across the river

Our daughters, these many centuries

we are neighbours

Shoulder to shoulder

Our chickens mingle together

Not out of ignorance

But poverty

We never got used to passports

This is the guilt that kills us

We end up

Being called

Bandits

Killers

Traitors…

Kinsman, write my story as it is

Or they might think it a fable

These are not rosy nipples

But a dumdum bullet

Shattered in my mouth

 

5.

Shoot, bastards

Shoot me

I do not die easyly

I am live under the ashes

I have words buried in my belly

For those who understand

My father gave his eyes on the Urfa front

And gave his three brothers

Three young cypresses

Three chunks of mountain without their share of life

And when friends, guardians, kin

Met the French bullets

Out of towers, hills, minarets

My young uncle Nazif

His moustache still new

Handsome

Light

Good horseman

Shoot, brothers, he said

Shoot

This is the day of honour

And reared his horse…

 

Kindsman, write my story as it is

Or they might think it a fable

These are not rosy nipples

But a dumdum bullet

Shattered in my mouth…

Please follow and like us:

Category: Rengarenk Şiir, Şiir, Yazın

Comments are closed.