İnsana Açık Mektup / Ayten MUTLU

| February 12, 2016

ayten_mutluSevgili İnsan,

Sen 21. yüzyılın insanı. Yıkık, harap, mağrur, asi, masum ve suçlu. Dünyanın her yerinde yağmalanan, işgal edilen ve yarına ölü çocuklar büyütmekten vazgeçmeyen. Hiroşima’da kül edilen de , Vietnam’da beynine kurşun sıkılan da sen, Törelerin kendine dayattığı yaşamı kabul etmediği için acımasızca, hem de en yakınları tarafından canına kıyılan da sensin, Filistin’de buldozerle yıkılan evlerin yıkıntısında ölen de…Şu anda Felluce’de, Irak’ta, Suriye’de ve bilmem nerede katledilen de…Ve yarın belki de evinin önünde kurşunlanacak olan da…

Sevgili İnsan, görmüyorsun, duymuyorsun, hissetmiyorsun. Sadece seyrediyorsun.

Vicdanını zulmün defterine mi yazdın nicedir? Faşizmin beyinin hücrelerindeki adımlarını işitmiyor musun hiç? Sana sadece uyum sağlamayı ve alışmayı öğretiyorlar, farkına varamıyor musun? Unutma; zalim her zaman iyi niyetlilerin saflığından beslenir. Ve o zalim ki, insan yüreğine durmaksızın çıldırmış bir dünyanın tohumlarını eker. Toprağında nicedir cirit atanların kimler olduğunu ve ne yapmaya çalıştıklarını hiç mi anlamıyorsun?

Ey insan. Çocuğunun tırnağına zarar gelmesine katlanamayan sen, televizyondan naklen verilen katliamları izlerken, nasıl da vurdumduymazsın! Susuyorsun ve sadece seyrediyorsun. Ve bu felaketlerin sorumlusunu hep kendinden başka yerde arıyorsun. Susmanın haklı gerekçelerini tekrarlayıp duruyorsun kendine. Çocuklarının üstüne titrerken, onlara susmakla nasıl bir dünya hazırladığını hiç düşünmeden hem de. Biliyorsun oysa, suçlu olmak için ille de suçu işleyen olmak gerekmez. Çünkü zulmet, zalim olmayanlara getirir asıl zararı ve kötülüğü…

Ey çağım, ey çağımın insanı, seni affetmeyeceğim. Yaralı çocuklarına kıydın, doğacak çocuklarına kefen biçiyorsun. Ey büyük hayalet, ey insanoğlu! Buzulların soğukluğunu mu, küllerin sessizliğini mi büründün? Çocuğunun ölüsünü kalbinde taşıyan kadınların bastırılmış çığlığını mı? Ölümün sesini mi?

12729086_726889530779661_4038615528587480892_n

Bu zorba sistemin bireysel çıkarları için dünya elden gidiyor ve sen, bireysel çıkarların uğruna görmezden gelip sessiz kalıyorsun. Unutma ey sevgili insan, dün bilmem nereye, bugün komşularının topraklarına demokrasi ve çağdaş değerler getireceğini söyleyerek büyük bir yalanın maskesiyle girenler, sadece insanlara ölüm getirmekle yetinmedi. Binlerce yıllık Ortadoğu kültürünü de imha etti. Müzeleri yıktı, kendi müzelerine kaçırabildiği eserlerin dışında kalanların yok edilmesine göz yumdu. Yaktı, yıktı. Çünkü o sadece insan değil, insani değerlere de düşmandır.

Yarın sabah güneş yine doğacak. Sen kalkıp saçlarını tarayacaksın. Felluce’de ve bilmem nerede bir sokakta, bedeninde kurşunlarla ölü çocuklar yatıyor olacak. Yanlarından uygar (!) dünyanın adil (!) askerleri gelip geçecek ya da durup bir kurşun daha sıkacaklar bir çocuk ölüsüne. Ve sen aynaya bakmaya devam edeceksin…Aynaya iyi bak sevgili insan. Aynadaki gözlerine iyi bak. Ve sor kendine bir kez olsun. Kendi gözlerinde gördüğün ölü çocukların bakışları mı, yoksa son model silahlarının arkasında sırıtan asker gözleri mi?
Güneş yükseldiğinde, yaralı bir kız çocuğu, bombalanan evinin enkazı altında inlerken, insanlık tarihinin ayıplarını aydınlatan güneş, evinin üstünde yükseldiğinde, düşün ey sevgili insan, senin başının üstünde uçmaya hazırlanan savaş helikopterlerinin çok da uzakta olmadığını düşün! Bugün bombalanan Felluce’de yeterince insan öldüremediğinden yakınan Amerikan generalini, ya da yakın zamanlarda Afganistan’da uçakların bomba atacak yeterince hedef bulamadığından yakınan Bush’u düşün! Ve Mustafa Kemal’in şu sözlerini anımsa; “Acılar gördük. Bunun sebebi dünyanın vaziyetini anlayamadığımız içindir”

Evet ey sevgili insan, Uçurumun kıyısındasın. İstersen gözlerini yummaya devam et! Ama rahminde büyüyen ölü çocuklar için son bir umut şarkısı, uçurum kıyısında büyüyen bir çiçeğin şarkısını söylemeden atma bir sonraki adımını. Yoksa onlara sessizliğin şarkısını söylemek zorunda kalacaksın ölmeye doğduklarında, hiçliğin ve yok oluşun şarkısını…

 

Please follow and like us:

Category: Deneme, Köşe Yazıları, Yazın

Comments are closed.