Şiir
Davison Sokağı / Rıza Çolpan
Davison sokağındayım Merrylands’in Köşk gibi bir evde Yedi odalı Temiz boyalı Geniş balkonlu Mermer ve fayanslı Otururum balkonda Seyrederim alemi Mavi gök kubbeyi Koca evreni Cennet misali kenti Sydney’i Hayallerimle başbaşa Dert ve kederlerimle arkadaş Karşımda solgun yapraklı ağaçlar Gökdelen binalar Göğe uzanan Ve roket başlı Senta Point Göğün mavisi solgun Sıcak mı sıcak Ağustos […]
Korkut
Her ayak sesinde Korkma be oğlum Korkut Bazan tilki postunda Gelir bu devlet Bazan bozkurt Hep sen korkacak değilsin ya Tutun adının ilk harfine Bir kez de sen korkut Çok batıyor bana inan Şu eğik duruşun Kıçını yayıp oturuşun Rica ediyorum Korkut Bir şey oku bir şey yaz Aklınla dimağınla korkut Vay neymiş “Çıplağım silahsızım […]
Efsane
omzunda yörük heybesi nakışı yürüyüşüne vurmuş bir gözü yumuk körlemesine bir gülümseyiş dudaklarında Kozan çarşısı sazıyla Karacaoğlan Dadaloğlu nice yiğitler görmüş Yaşar’arak dağdan İnce Memed inmiş Yaşar Kemal karşısına diktiğinde yirmi ikisindeydim başladı titremeye dizlerim arkadaşı, edebiyat öğretmenim vermiş adımı şiirlerimi okumuş Yeni Ufuklar’da Allah’tan karısı Tilda vardı, yarı beline gelen […]
Her Yer Kirli Ruhum Tertemiz…..
Dünya ne garip bir yerdi anne. O kadar bütünleşmiştim ki karanlıkla.. Her girişimde madene.. Düşünürdüm hep nasıl bir şeydir, ölüm Her sağ çıkışımda o kör kuyudan.. Kamaşırdı gözlerim gün ışığından.. Öyle nadir görürdüm ki gün yüzünü. Güneşe hasret kalmıştım be anne.. Daracık tünellerde yerin altında.. Aynı kaderi paylaşanlarla Bölüştüm ekmeğimi hep o kör karanlıklarda.. Hayat […]
Solgun Bir Gül Dokununca – A Paling Rose When Touched/ Behçet Necatigil
Çoklarından düşüyor da bunca görmüyor gelip geçenler eğilip alıyorum solgun bir gül oluyor dokununca Ya büyük şehirlerin birinde geziniyor kalabalık duraklarda ya yurdun uzak bir yerinde kahve otel köşesinde nereye gitse bu akşam vakti ellerini ceplerine sokuyor sigaralar, kağıtlar- arasından kayıyor usulca eğilip alıyorum, kimse olmuyor solgun bir gül oluyor dokununca Ya da yalnız bir […]
Ax Dayika min / Rızo Çolpan
Gundê min Warê min Ez li ser axa te derketim Welatê min Bi wê axa te ve hat surandin hevîrê min Çêbû laş û lebatên min Goştê min axa te Hestîyên min kevirên te Xwîna min avên te Giyana min ewayê te Tu yî jîn û jîyana min Tu yî giyana min Hiş û […]
Çınar Gibi / Nihal BIKIM
Sık giderdik çocukken, Beyazıt’taki toz ve kağıt kokan sahaflara. Kitaplar değildi etkileyen beni, Ne de sakallı ve gözlüklü ihtiyar. Bir çınar vardı hemen önünde, Altında tahta tabureleri olan. Çınar da çınar ama, Yüzyıllık yalnızlığına eş, Ve ihtişamla göz gezdiren. Babam sanırdım, Yukarıya kaldırıp başımı, Baktığımda gövdesine. Öyle ayakta, öyle yıkılmayan, Gölgesine sığınanları, Dallarıyla kucaklayan… Babam, […]
CORONA DE INVIERNO PARA NÂZIM HİKMET / Pablo Neruda
Por qué te has muerto Nâzim? Y ahora que haremos sin tus cantos? Dónde encontraremos / la fuente? Dónde estará tu gran sonrisa, esperándonos? Qué vamos a hacer sin tu postura, sin tu ternura inflexible? Dónde encontrar otros ojos que como los tuyos contengan el fuego y el agua de la verdad que exige, […]
LA UNITED FRUIT CO. / Pablo Neruda
from Canto General (1950) Cuando sonó la trompeta, estuvo todo preparado en la tierra, y Jehova repartió el mundo a Coca-Cola Inc., Anaconda, Ford Motors, y otras entidades: la Compañía Frutera Inc. se reservó lo más jugoso, la costa central […]
Gacela del niño muerto – Gacela of the dead child – Ölü çocuğa gazel / Federico García Lorca
Gacela del niño muerto / Federico García Lorca Todas las tardes en Granada, todas las tardes se muere un niño. Todas las tardes el agua se sienta a conversar con sus amigos. Los muertos llevan alas de musgo. El viento nublado y el viento limpio son dos faisanes que vuelan por las torres y el día […]