Yazın
The White Trousers / Yaşar Kemal
It was hot. Mustafa held the old shoe. He thought he would never be able to repair it. He looked at thecobbler who was repairing another shoe. “I can’t do it,” Mustafa said. “But you haven’t started yet!” replied the cobbler. “But master, the shoe is so old…” The cobbler was silent. Mustafa was trying […]
Yaşar Kemal’in Romanları / Raymond Williams
Herhangi bir şey olabilen romanla her şeyin yapılabileceği söylenir. Gerçekten de, “roman” bir biçim değil de biçimler topluluğu olduğundan, olağanüstü bir olaylar ve yaşantılar yelpazesini kapsayıp dile getirmesine olanak sağlayan bir esnekliği olduğu görülür. Bütün bunlara karşın, romanın toplumsal değişimin anlatımı için tek uygun biçim olduğuna inanmak da olanaklıdır. Ben bu inançtayım. Yıllar önce The […]
Havuz Başı / Sait Faik Abasıyanık
Beyazıt havuzunun kenarındaki kanepelerden birine oturmuş, sizi bekliyorum. Yaşını almış bir adamın yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşamış ne demektir, diye düşünüyorum: Belki bir, geç olma hadisesi. Belki de bir çeşit hazları, kederleri, çocuklukları uzatma temayülü. Ama bu uzayan yaz, kışın gelmeyeceğine alâmet değil. Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek… […]
Ben Sana Mecburum / ATTİLÂ İLHAN
Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak […]
herkes gibi olmadan / Kayhan Öncü
iki kelimeyle de anlatırım aslında bu duyguyu iki kelimeyle sadece ‘seni’ derim ‘seviyorum’ derim herkes gibi, ama duygusuz iş ezber dedim sev, herkes gibi olmadan sev unutmuşcasına o iki kelimeyi anlatmaya çalış benzetmelerle ya da benzetemeyişlerle.. 19 Haziran 2014
arkadaşlarım
onlar benim avustralya’daki ilk arkadaşlarım salıncak kavgası yapılmayan pamuk şeker satılmayan bir parkta tanıştığım tam olarak ortak bir dilde buluşamadığımız ama karşılıklı paslaştığımız ingilizce kelimelerle iki kelimeyi bir araya birlikte getirdiğimiz güzel çocuklar, onlar bana ‘taş, makas, kağıt’ oynamayı öğreten iki kardeş.. onlar benim ıraklı karşı sokak komşularım evlerine davet ettiler beni, ingilizceye benim kadar […]
Hangi Ateş
De bre İbrahim Hakkı hazretleri Anamızı hangi ateş belledi? Hızda tenakuzda Ekmekte tuzda Nara atan Ares mi? Yoksa İnce cisimlerden akan Yoğun cisimleri yakan Şihab-ı Kabes mi? De bre İbrahim Hakkı Hazretleri Görüyorsun kuyudayız Yusuf gibi Anamızı hangi ateş belledi? Gılgamışın ucu kertik şişi mi? Yoksa Halid bin Sinan’ın Kuyuya kapatıp Halka teşhir ettiği […]
Kalanlar / Gün Gencer
hani sular çekildiğinde kumsaldan birşeyler kalır ya buruşuk, hüzünlü anlamsız sohbetler asılı kalır ya havada eksildikçe insanlar sesini yitirmiş tınılarca ansızın mutluluk olgunlaşmadan bir yumruk kalır ya boğazında kekre bir ayvadır sanki sızılı bilsen de çizgiler ufukta birleşmez öyle gözükür ya bir filmin son yazısı gibi kurmaca günbatımında ıssız tortular durulur […]
Rengarenk Çocuk / M. Can Güney
Berkin’e bugün bir çocuk öldü bütün renkler acıdan kızıla döndü yürek yanarmış kızıla kesermiş ağaç acıdan gök dönermiş bir tomurcuk dalında bordoya o esmer o sıcak o şahin bakışlı o güzel çocuk karışırmış sonsuza ardında bir ananın dayanılmaz feryadı kan renginde kırmızı ah ah ben öleydim ben […]
Kalbimin Kaşif Gücü / Muzaffer Oruçoğlu
Dayak bitti Jandarma çekip gitti Çevremde zafer avazları Direniş vaazları Askıya alınmış önseziler Yamulmuş masum yüzler Yüzlerde renk almaşığı morartılar Kökensel algı arazları Düşünce tarzları Dayak bitti Gardiyan çekip gitti Düşünebilirim artık İçimdeki aşk inadını Ruhumu saran şiirlerin Resmini yapan ressamı Şey’li, silik, sakin kadını Dayaktan sonra Sislendim sanırım biraz Anımsayamadım adını Kahrettim kendime Verdim […]