YENİ BİR DÖNEM / Haluk TEKELİ

| November 9, 2015

HalukTekeli2Başlığın yeni bir dönem olması içine girdiğimiz sürecin yenilikçi bir dönem olduğu anlamına gelmiyor. Bir kaç gün içerisinde yapılan açıklamalar alt alta konulduğunda, ülkenin egemenlerinin yeni güç birlikleri ile kendilerini konsolide ettikleri ve bizim de bunu dikkate almadan edeceğimiz her sözün ayağımıza dolanacağını gösteriyor.

CNN’de seçim gecesi sonuçlar açıklanırken Ahmet Hakan’ın yüzündeki HDP’nin baraj altında kalma olasılığının yarattığı müstehzi gülümseme ve bu durumun bir kaç kez tekrarı, ardından Ertuğrul Özkök’ün fabrika ayarlarına döneceğini yazması birden hidayete erdiklerinin göstergesi olmasa gerek.

Merkel’in Türkiye’yi ziyareti öncesi hazırlandığı ve içinde Türkiye’ye dönük sert eleştiriler olduğu söylenen “AB İlerleme Raporu”nun açıklanmasının seçim sonrasına bırakılması da bir raslantı olmasa gerek.

Yine dün, ABD’nin İŞİD’e karşı Irak ve Suriye’de yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu’nun sözcüsü Albay Steve Warren, bundan böyle YPG’ye silah ve mühimmat sağlamayacağını belirterek , “Artık YPG’ye silah ya da mühimmat sağlamıyoruz. Daha önce havadan balyalar halinde sağladığımız silahlar, Suriye Arap koalisyonu içindi. Bundan sonra gelecekte yapılacak silah ve mühimmatlar Arapların başını çektiği Suriyeli muhaliflere gidecek. Şu andaki politikamız bu” diye konuştu.

İlker Başbuğ’un tahliyesi ile başlayan ordunun iade-i itibar süreci, yine dün, Şırnak’ın Cizre ilçesinde, 1993-95 yılları arasında 21 faili meçhul cinayetle ilgili açılan ve aralarında Emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ’ın da bulunduğu 8 kişinin yargılandığı davada Mahkeme, savcının talebini kabul ederek, Albay Cemal Temizöz dahil bütün sanıklar hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı ile tavan yaptı.

PKK, “AKP hükümetinin gerçekleştirdiği son saldırılarla tek taraflı eylemsizlik son bulmuştur” açıklaması yaparak fiilen uygulanma şansı bulmayan ateşkesi sona erdirmiştir.

Son olarak Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek’in seçim sonuçlarını “Türkiye Atatürk rotasına girecek” şeklinde yorumlaması, memlekette yeni iktidar blokunun görünen taraflarını görmek isteyen gözlere açıkça göstermektedir.

Bu yeni bir dönemdir. Milliyetçi-muhafazakar zihniyetin AKP içinde konsolide edildiği ve yukarıdaki açıklamaların tüm muhatapları bu yeni dönemin egemen bloğu olarak karşımıza çıkmıştır. Bu blok 7 Haziran’dan sonra izlediği savaş ve şiddet politikası ile ciddi bir toplumsal ve moral desteği arkasına almıştır. Bölgesel dizaynın ve memleketteki bütün gelişmelerin bundan sonra bu blok ve karşısındaki güçler arasında olması muhtemeldir.

Yeni dönemin en belirgin yanı siyasal alanın barış isteyenler için iyice daralmasıdır. Aylardır silahların susması ve karşılıklı ateşkes için yürütmüş olduğumuz çabalar hedefine ulaşamamıştır. Şiddeti ve silahı tercih edenler “söz”ün etkisini ortadan kaldırmışlardır. Bu yeni dönemde, en ciddi kazanım mecliste muhalefet edebilecek nitelikte bir kadronun seçilmiş olmasıdır. Bu kadronun sayısal gücünün önemi yoktur. Baraj aşılmış ve bütün olumsuz savaş koşullarına, ödenen ağır bedellere rağmen yeni dönemde oyun kurucu olarak meclise girilmiştir.

Bugünümüz ve çocuklarımızın geleceği adına bu savaş bloğunu geriletmeden, yeniden “söz”ün ve siyasetin alanını genişletmeden umutlu olmak için bir neden yoktur. Elimizdeki olanaklar ve güç bellidir, bunun nasıl olacağına dair kollektif bir tartışma süreci sonrasında ortaya çıkarabilecek asgari bir düşünsel ve örgütsel form, yeni dönemin yenilikçi bir ivme kazanmasına yol açmaz mı? Düşünmeye ve kendimizi yeniden gözden geçirmeye değmez mi?

Sonuç olarak, seçimin arkasından içinde yaşadığımız geminin kaptanının kim olacağı belirlenmiş oldu. Ancak geminin içinde yol almaya çalıştığı kapitalizm denizinin bütün dalgaları ve fırtınası süt liman değil, olacağı da yok. Artık kaos sadece bizim için değil, gemiyi yürütenler için de bir tehdittir.

Please follow and like us:

Category: Köşe Yazıları, Toplum, Yazın

Comments are closed.